KABATAŞ’TA BİR PİLAV GÜNÜ DAHA YAĞMUR,BÜST VE SINIF AÇILIŞLARI İLE GEÇTİ
 


Sanırım 3 Haziran’daki Pilav Günü’müzü anlatmak için 31 Mayıs sabahından başlamak gerekiyor.
Senede bir gündü Pilav Günümüz, en büyük bayramımızın hazırlığı için okulumuzun bahçesindeydik. Bir yandan bayrak asıyor, alandaki masaların dağılımını yapıyor bir yandan da kantine kaçıp televizyonda bir haber var mı diye bakıyorduk. Ertesi günkü Twitter etiketi pankartını asarken, göz ucuyla da yine Twitter’ı kontrol ediyorduk Sadece pasif direnişle hayatımızı riske atabiliyorken ve konserde eğlenmek de olmazdı. Kurtalan Ekspres ile başka bir etkinliğimizde görüşecektik, Pilav sonrası Kabataşlılar gönlünün götürdüğü yere gidecekti..
Ve Pilav günü... Sabahın erken saatlerinde son hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyordu. Her ne kadar hazırlıkların çoğu dünden tamam olsa da sofraya sıcak servis edilmesi gereken yemekler gibi son dakika işleri de mevcuttu. Saat 10.00’da her şey tamam, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Kabataşlılar için hazırdı.
Hava biraz kapalıydı. Ara ara yağmur yağıyor, parçalı bulutlar güneşin önünü kesiyordu. Buna rağmen Kabataşlılar mabetlerine emin adımlarla geliyorlardı. Geldiklerinde ise okulun girişinde bir pankart karşılıyordu onları: “Türkiye’nin Sesi, Kabataş Erkek Lisesi” . Okulumuz Türkiye’nin her yanından öğrenci alır ve mezunlarımız yine Türkiye’nin her yanında bulunurdu. Bu nedenle bu söz çok tanıdıktı okuyanlara. Ancak ilerleyen saatlerde bir sürprizle daha karşılaşacaklardı..
Her sene olduğu gibi protokol konuşmalarıyla başladı Pilav Günü. Konuşmalar da her sene olduğu gibiydi. Bir tanesi hariç: Başkanımızın konuşması birçok kişiye hem de ne üzücü ki bazıları saygıdeğer ağabeylerimiz olan kişilere ders verir nitelikteydi. Kabataşlıların duygularına, düşüncelerine ve bunların dile dökülmesine engel olunamayacağını akıllara bir kez daha yerleştiriyordu başkanımız.
Konuşmalar bitmek üzereyken denizden tanıdık sesler geliyordu. Kabataş tezahüratlarıyla, bizden Kırmızı’ya Siyah! diye karşılık vermemizi bekleyen tekne geliyordu. Her sene olduğu gibi Anadolu yakasından gelen Kabataşlıların bir kısmı okula tekneyle giriş yaptı ve üçlülerle, tezahüratlarla birlikte okuldaki kalabalıkla kucaklaştı.
Sırada büst ve sınıf açılışları vardı....
Kabataş Eğitim Vakfı’nın kurulduğu okulumuza komşu eski tekel deposunun alınması sırasında büyük emekleri geçmiş olan ve Vakfımızın kuruluşunda da büyük rolü olan 1946 mezunumuz Sayın merhum Adnan Kahveci’nın büstünün de pilav günü sırasında açılışını yaptık. Süleyman Seba ve Ahmet Taner Kışlalı’dan sonra Adnan Kahveci’nin büstü de okulumuz bahçesinde okulumuzda okuyan 3. Kabataşlı bütü olarak yer aldı. Büstün açılışını protokol davetlileri yine okulumuz mezunu eski bakanlardan Sayın Hikmet Sami Türk ile birlikte yaptılar.
Günün 2. Açılışı da okulumuzda 2003 yılına kadar felsefe öğretmenliği yapan ve yaz tatili sırasında geçirdiği ameliyat sırasında vefat eden sayın Gülçin Orkan adına yapılan sınıftı. Kabataşlı mezunların mali desteği ile Kabataşlılar Derneği tarafından yaptırılan sınıf yine protokol davetlileri tarafından açıldı ve sınıftaki sıralarda ilk oturanlar da davetliler oldular.
Pilavlar dağıtılmadan önce okul bahçesini gezme imkânı buldu Kabataşlılar. Okulumuzun geçmiş yıllardaki fotoğraflarına göz attılar, promosyon masalarından kendilerine hatıra olacak ürünleri aldılar. Geçen senelerden farklı olarak ise kulüp masaları vardı. Kabataşlılar Derneği’nin fikir önderliğinde Kabataşlı mezunlarımızın meslek ve/veya ilgi alanlarında kurduğu mezunlarımızı bir araya getirmeyi amaçlayan kulüplerimiz var artık: Bisiklet Kulübü, Astronomi Kulübü, Halk Oyunları Kulübü, Acil Durum Müdahale Kulübü, Tevarih-i Mekteb (Tarih) Kulübü, Fotoğraf Kulübü. Bu kulüpler sayesinde mezunlarımız ve aileleri ilgi alanlarına yönelik eğitimler alabilecek, hoş vakit geçirecek ve okulumuz için faydalı aktiviteler içinde bulunabilecekler.
Gelelim “Türkiye’nin Sesi, Kabataş Erkek Lisesi” sürprizine.. Okul bahçesinde ve içinde müzisyen arkadaşlar müzikleriyle Pilav Günümüze keyif katıyorlardı. Baktığımızda müzikler aynı çatı altındaki bizler gibi çeşitliydi. Revirin önünde klarnet vardı, Ortaköy Cami tarafında doğru tulum boy gösteriyordu. Okulun hemen içinde gitar karşılıyordu girenleri. Ara ara yağan yağmurdan yemekhaneye kaçanları bağlama karşılıyordu. Davul ve zurna ise hareketli bir şekilde bahçeyi dolaşıyordu. Kabataş demek, bu kültür çeşitliliğini bir arada bulundurmak demekti. Aynı Gezi’de insanların kol kola, dayanışma içerisinde bir arada durduğu gibi..
Sıra geldi pilav yemeye.. Pilav her seneki gibi çok lezizdi. Pilavın lezzeti belki de her sene öğrenci kardeşlerimizin elinden yememizden kaynaklanıyordu. Pilavların yenmesi hızlıca gerçekleşti. Artık büyük Kabataş bayrağını açıp bir ucundan tutarak tek bir ses, tek bir vücut olarak yürümek ve Kırmızı-Siyah diye inletmek istiyordu boğazı kalabalığın çoğu.
Önce okulun içinde döndü bayrağımız. Kabataş marşları eşliğinde okulumuzu tavaf ettikten sonra boğazdan sesimizi tüm İstanbul’a, Türkiye’ye hatta dünyaya duyurmak istercesine “Kırmızı-Siyah” dedik, “Bu okul, bu ruh yıkılmaz!” dedik bir anlamda..  

 

Caddeyi Kapatma

Pilav Hazırlık

Pilavdan Genel

Protokol Büst Sınıf

Teknenin Gelişi

       
 

Tüm etkinliklere dönmek için tıklayın...