SAĞNAK YAĞMUR VE MARATON’UN TRAFİK
YASAKLAMALARINA RAĞMEN EKİM AYI
‘DOSTLAR KAHVESİ’NDE GENÇLERLE DOPDOLUYDUK.
 

Dışarıda sağanak şeklinde yağmur yağıyor… akan sular dereler haline gelmiş, şemsiye taşıyanları ve yağmurlukluları bile sırılsıklam ediyor… Bir de Avrasya Maratonu için sabahın erken saatlerinden itibaren Kabataş’a giden yollarda trafik kesilmiş, nüfus sayımı veya seçim günleri gibi vasıtalar yok, yollar bomboş… Açık büfe için yiyecekleri tepsilere yerleştirirken ümitsiz gözlerle pencereden dışarıyı gözetliyoruz. Acaba her çeşitten birer tepsi hazırlarsak yeter mi? Yoksa artar mı? Geleceklerden ümitsiziz… Yönetim kurulundaki arkadaşlarla okula yürüyerek ve sırılsıklam gelmiş olarak birbirimize takılıyoruz:
‘’ Bu kahvaltıda sadece biz bize olacağız, kim gelir ki bu havada ve yayan olarak?’’
Bir de yaz saatinden kış saatine geçmenin kargaşalığı ve zamana uyumsuzluk da var…
Saat 11.00 yaklaşırken birden bire gelmeye başlayan genç Kabataşlılar hem yüzümüzü güldürüyor, hem de biraz önce düşündüklerimizden bizi utandırıyor.
Kısa sürede büfenin önü sıraya giren gençlerle doluyor, kahvaltı tabağını alanlar da masaları dolduruyor. Kahvaltıya katılanların çoğunluğunu 2000 yılı sonrası yeni mezun genç Kabataşlılar ile okulda yatılı okuyan kardeşlerimiz teşkil ediyorlar. Yaşlı genç (!) Kabataşlıların hava ve yol durumundan gözleri korkmuş herhalde… Yönetim kurulunun dışında ailesi ile gelen 3-5 arkadaşımız da bizimle beraberler… Tabii okul yönetiminden de Şemsettin Dana hocamız bizleri yalnız bırakmıyor.
Kapı birden açılıyor, kadrolu maraton koşucumuz Ali Polat ile 2001 mezunu Selen Ülker ellerinde Kabataş ve Türk bayrakları ile kan ter içinde içeriye giriyorlar. Tabii onları alkışlar ile karşılayıp, anı resimleri çektiriyoruz. Arabasından inerken göğsüne taktığı maraton numarası ile Cihat Taşköy daha önce geldiğini söyleyerek Ali Polat’a takılıyor ama tabii ki inandıramıyor.
Hep beraber yenen kahvaltı sonrası işi olanlar hemen ayrılırken bazı Kabataşlılar da ancak gelebilerek kahvaltıya katılırken büfede kalanlara razı olmak zorunda kalıyorlar. Daha sonra Kantine geçerek Türk Kahveleri yudumlanıyor, yağmurun dinmesi bekleniyor…
Dağılanların kafalarında ise şu düşünce beliriyor:
‘’Bugünkü şartlar bile bizi Dostlar Kahvesi’nden alıkoyamadı ya artık hiçbir şey gelmemize mani olamaz.’’

 
       
 
       
       
     
       
 

Tüm etkinliklere dönmek için tıklayın...