Derneğimiz              
 
 

KABATAŞ DERGİSİ - SAYI 7

İçindekilere dönmek için tıklayın

Tüm alanlarda olduğu gibi sağlık alanında da bir çok değer yetiştirmiş bir okul Kabataş Erkek Lisesi. Neredeyse doğuştan Kabataşlı diyebileceğimiz diş hekimi Zafer Kazak da bunlardan biri. Kendisiyle Kadıköy'de bulunan, sahibi olduğu ve aktif olarak çalışmayı sürdürdüğü Medica Dent Diş Sağlığı Merkezi'nde görüştük.
 

Kabataş’ın bir rekabet geleneği var

Zafer Kazak kimdir?
1965 yılında Erzurum'da doğdum. 2 yaşımdan itibaren Kars'ta yaşadım. 14 yaşımda ailemin de tavsiyesi ile Kabataş Erkek Lisesi'ne geldim. Benim için ciddi bir dönüm noktasıdır Kabataş. Kuvvetli arkadaşlıklar kurduğum ve hayata bakış açımı şekillendirdiğim yerdir.
Yaşam tarzı, bilgi birikimi ve hayatın zorluklarını deneyim etmek açısından önemli bir zamandır lise hayatım. Kabataş'tan mezun olduktan sonra diğer tüm arkadaşlarım gibi ben de iyi bir üniversiteye girdim. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni kazandım. 1987 yılında mezun oldum. 1 yıllık bir geçiş sürecinden sonra kliniğimizi oluşturduk. Bir teşhis kliniği şeklinde kurulduk. 1994 yılına kadar bu formatta devam ettik. Gençliğimizin getirdiği enerji ile hem yoğun hem de zevkli bir zaman dilimi geçirdik.
Belirli bir zaman geçtikten sonra fark ettik ki, çalışma yöntemimiz ülkemizin gerçeği değil. Biz de belirli bir konuda uzmanlaşalım. O konuyu en iyi şekilde icra edelim düşüncesinde olduk. Her konuda yüzeysel çalışmalar yapmayalım, ama bir konuda gelişmiş ve derinleşmiş bir hizmet sunalım istedik. Bu konuda gerekli girişimlerle, diş polikliniği haline geldik. Ve çok ciddi bir ekiple Medica Dent'te çalışmalarımıza başladık.
Kadromuz çok kuvvetli. 2004 senesinde polikliniğimizin kapasitesini arttırdık. Ve geniş kapsamlı bir diş sağlığı merkezi olarak hizmet sunmaktayız.


Kabataş'a gelişiniz nasıl oldu?
Ben daha ilkokulu bitirmeden Kabataş'a geleceğimi biliyordum. Bunun sebebi de bir aile geleneği olmasıydı. Ağabeyim ve kuzenlerim de Kabataş'tan mezun. Geçen sene Kars'a gittiğimde gördüm ki, eşrafın büyük bir kısmı, avukatlar, doktorlar hatta Kars Valisi bile Kabataşlı.
İstemek bir yana ama yaşamak bambaşka…

 

Kabataş'a geldiğinize pişman oldunuz mu?
Hiç unutmuyorum; ilk gün okulda kaç günüm kaldığını saymıştım. 1979 yılında siyasal terörün en yoğun olduğu dönemde biz lise 1. sınıftaydık.
İnsanlar kendini doğru tanıyıp, bildiği sürece kimse kimseye yanlış bir şey yapamıyor. Aileden uzak olmak, siyasal gerilim, yeni bir ortama girmek, bunların hepsi ilk zamanlar zorlukları beraberinde getirdi. 1980 senesinden sonra da başka bir zorlu dönemin içerisine girdik. Bu konuda şanssız bir kuşak olarak görüyorum bizim kuşağımızı. 2 sene boyunca okul kapısında nöbet tutan askerlerle beraber okuduk.
Ama bunun karşısında en güzel arkadaşlıklara ve anılara sahip olduk eğitim hayatımız boyunca. Kabataş'ın bir rekabet geleneği var. Çok kıymetli hocalardan, disiplinli bir altyapıyla iyi bir eğitim aldık.
Kabataş'ın ayrı bir özelliği ise, Anadolu'nun gelecek vaat eden gençlerini aynı çatı altında toplayıp, üst seviyede eğitim almalarını sağlayan bir kurum olmasıydı. Böyle bir görevi başarıyla üstlenen eğitim kurumlarından biridir Kabataş. Kabataş'tan mezun olup, Anadolu'ya çok şey kazandıran insanlar vardır. Yeni Anadolu Liseleri ve öğrenci seçme sistemi ile bu yapısı kayboldu okulumuzun. Şu an belirli bir çevrenin gerekli şartları karşılayacağı bir hal aldı. Yine çok zeki gençleri bir araya topluyor Kabataş ama sınava hazırlık yapamayacak durumdaki öğrenciler için durum daha da zorlaştı. Büyük şehirlere oturan öğrencilerin seçme sınavına hazırlanmaları ile küçük bir Anadolu şehrinden sınava girecek olan başka bir gencin ortamları ve şartları eşit değil. Bu doğal olarak dengeleri değiştiriyor.


Hocalardan kimleri hatırlıyorsunuz? Özellikle hayatınıza yön vermiş bir hocanız var mı?
Benim için en önemli hocalarımdan bir tanesi, matematik hocamız Nail Metin'dir. Kendisi gerçek bir eğitimcidir. Öğretmenlik demek insanların önüne engel koymak değildir. Tabii ki disiplin ve mücadele olmalıdır. Fakat Nail hocamız, insanların potansiyeline göre onlara yaklaşan bir insandı. Bir gencin nelere yatkın olduğunu, kendisini nereye yönlendirmek istediğini bulur, anlar ve ona göre öğrenci ile iletişimini kurardı.
Kabataş'ta unutamadığınız bir anınız var mı?
Ben, geldiğim okulun en parlak öğrencilerinden bir tanesiydim. Fakat Kabataş'a gediğimde ilk dönem 6 tane zayıf getirdim. Bu moralimi çok bozdu ama sağ olsunlar ailem benden hiç desteğini kesmedi.


Diş hekimi olma fikri nasıl oluştu?
Benim babam eczacı. Ortaokulu bitirip Kabataş'a geldiğim zaman, bir kalfa düzeyinde eczane işletmeciğinde çalışıyor durumdaydım. Dolayısıyla doktorların içerisinde yetiştim. Benim için nasıl Kabataş'a gelmek beklenen bir şeyse, sağlık alanında bulunmak da elzem bir durumdu. Tıp benim için olmazsa olmazlardandı. Başka bir meslek sahibi olmayı hiç düşünmedim.
Çapa, Cerrahpaşa ve İstanbul Üniversitesi Tıp ve Diş Hekimliği Fakültelerini tercih ettim. Bu konuda da kadere inanıyorum. Bizler Kabataş'ta sadece fen bölümünde değil, sözel bölümlerde de çok iyi eğitildik. Üniversite sınavında fen sorularını yaptıktan sonra, sözel sorularını yapmadan sınavdan çıktım. Sonuçlar açıklandığında 0,05 puan ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesini kaçırdım. Tek bir soru yapsaydım şimdi tıp doktoru olacaktım. Diş hekimi olduğuma çok memnunum. Çünkü bu fakülteyi bitirip, çok erken hayata atıldık ve bunun faydalarını gördük. Tıp fakültesinde okuyan arkadaşlarımız, mecburi hizmet, TUS sınavları gibi çeşitli zorluklarla karşılaştılar.
Ben mezun olduğum sene, sınıfımızın mevcudu 80 kişiydi. Bunlardan 17-18 kişi sadece tıp kazandılar. Bu arkadaşlarımın çok yüksek potansiyelleri olduğu halde, bu tür engeller yüzünden harcandığını düşünüyorum.


Sınıfınızın üniversite sınav sonuçları nasıldı? Dağılım nasıl gerçekleşti?
Bizim dönemden herkes üniversite sınavında başarılı oldu. Büyük bir kısmımız çok iyi üniversitelere girdik. 80 kişilik mevcudumuzun fen tercihi yapan 25'i İstanbul Teknik Üniversitesi'ne, 12'si Çapa Tıp Fakültesi'ne, 5'i Cerrahpaşa ve Hacettepe'ye girdiler. Benimle beraber üç kişi Diş Hekimliği Fakültesi'ne girdi.


Okul yaşantısından sonra kendinize bir muayenehane açmak yerine, neden Medica Dent gibi bir oluşumun içine girdiniz?
Ben esnaf bir aileden geliyorum ve ticari olarak küçük düşünmeyi bilmiyorum. Bunun dışında burada yaptığımız çalışmanın mesleğimizin geleceği olacağını düşündük. Bundan 11 sene önce klinik olarak başladığımız çalışmamızın, ileride bir trend olacağını tahmin etmiştim. Medica Dent ile biz, bir adım daha ileriye gitmeyi hedefliyoruz. Diş hekimliğinde tüm dünyada bu yönde bir eğilim var. Herkes klinikleşme yolunda birliktelikler yapıyor. Zaman geçtikçe her bilim dalı derinlemesine ilerliyor. Bir hekimin her alanda uzmanlaşıp, iyi olabileceğine inanmıyorum.
Örneğin diş hekimliği bundan 15 yıl öncesine oranla çok değişti ve gelişti. Kanal tedavisi, implant, diş ve dişeti hastalıkları başı başına birer bilim dalı haline geldiler. Bunların her birinin tek bir noktada çözümlenmesi gerektiği düşüncesi artık hastalarımızda da mevcut. İnsanlar tedavi için geldikleri bir yerde tüm sorunlarını hallederek ayrılmak istiyorlar. Biz de komple bir tesis olarak, laboratuar işlemleri dahil olmak üzere, bütün şikayetlerle burada ilgileniyoruz.


Genelde insanlar tanıdıkları hekimlere gitmeyi tercih ederler. Bu tür bir yapılaşmaya sıcak bakıyorlar mı? Genel ilgi nasıl?
Biz çekirdek bir çalışma sisteminden buralara geldik. İlk olarak genel teşhis kliniği olarak kurulduğumuz için, hastalarımız bir güven unsuru oluşturdular. Ve şu anda bile hastalarımız, bizler için buraya geliyorlar. Bu zaman içerisinde inşa edilen bir güven tahminimce.
Ben konuya şu açıdan yaklaşıyorum; eğer hastanın rahatsızlık çektiği konuyu benden daha iyi uygulayıp çözümleyebilecek biri varsa ona yönlendiriyorum. Klinik olmanın avantajı bu. Farklı uzmanlık sahibi hekimleri bir araya getirip daha geniş kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmak. Bu tarz çalışmanın bir başka avantajı ise, teknolojik veya tıbbi her türlü yeniliği adapte etmek daha kolay oluyor. Çünkü ya o konunun uzmanı ile çalışmak ya da kendini o konuda geliştirme imkanı doğuyor.
Bizim eğitimimiz bir zaman süreci. Poliklinik olmamızın getirdiği avantaj ise, yeni bir öğrenim dönemine girmemiz gerektiğinde yerimize geçecek bir meslektaşımızın bulunabilmesi. Bu sağlık hizmetinde çok kilit bir faktör. Örneğin, günün yükselen trendlerinden ve gelecekte de yoğun olarak kullanılacak olan, lazer tedavisi. Bu yeni yöntemin diş tedavisinde pek çok açıdan yeni bir çığır açtığını düşünüyorum.


Lazer tedavisi etkin bir şekilde uygulanabiliyor mu?
Biz bunu etkin bir şekilde uygulayabiliyoruz. Teknolojiye ve yeni sistemlere sahip olmak çok önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi hekimin uygulamadaki yatkınlığıdır. Bu sebepten, yurtdışı eğitimlerine katıldım. Ve şu an bu yeni sistemin Türkiye'deki tanıtımcısı olarak hizmet veriyorum. Ayrıca geçtiğimiz aylarda bu konuyla ilgili bir master programına başladım Almanya'da. Bu eğitim iki sene sürmekte ve dünyanın 103 ülkesinde kabul edilmekte. Ve eğitim sonunda daha aktif olarak bu yeni sistemi uygulayacağız.


Medica Dent'te ne tür sağlık hizmetleri sunuyorsunuz?
Diş hekimliğinin gerektirdiği tüm hizmetler bünyemizde mevcut. Bunlara ek olarak diş eti ve diş eti estetiği konusunda lazer tedaviyi ağırlıklı uyguluyoruz. Bunun dışında ortodonti, entodonti gibi konularda uzman arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Ve kendi bünyemizde bir laboratuarımız mevcut. İşin mutfak kısmını da burada hallediyoruz.
Ben hekimlerin işin mutfak kısmını da çok iyi bilmesi gerektiği kanısındayım. İşin bir bütün olarak yürüyebilmesi için belirli bir dönem bu konuya yoğunlaştık. Şu an mevcut ileri sistemleri de kullanma şansına sahibiz.
Bunlara ek olarak, Türkiye'nin sağlık turizmi için ciddi bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllar içerisinde Avrupa'daki sağlık hizmetlerinin pahalılığı gibi nedenlerle talepler Türkiye'ye yönelecektir. Biz de ülke olarak teknoloji ve bilgi birikimi olarak böyle bir talebe hazırlıklı olmalıyız.


Sektörünüzde reklam yasağı var. Böyle bir trend yakalanırsa, reklam engelini nasıl aşacaksınız?
Eğer beklentilerimiz doğrultusunda gelişmeler yaşanırsa, kanunsal değişiklikler zorunluluk haline gelecektir. 1937'den kalma kanunlar hala geçerli, bu iyi cevap verebilen bir sistem değil. Bizler meslek ahlakımızın ışığında, insanları yanlış yönlendirmeden, isabetli reklam yapabiliriz. Ama bu olmaz ise, kişisel gayretlerimiz ile kendi tanıtımımızı yapacağız.


Medica Dent'te Kabataşlılara yönelik herhangi bir kampanyanız var mı? Bir indirim söz konusu mu?
Tabii ki ama ben bu aşamada şu oranda indirimimiz var diyerek işi reklama dökmek istemiyorum. Ama Kabataşlılar bende çok özel bir yeri olan, gördüğüm zaman içimi kıpırdatan bir kitle benim için. Her şeyden önce dostlarım, aynı havayı soluduğum insanlar. Her Kabataşlı'nın benim başımın üzerinde yeri vardır ve onlara her türlü artı imkanı onlar istemese de sağlarım.

İçindekilere dönmek için tıklayın