Derneğimiz              
 
 

KABATAŞ DERGİSİ - SAYI 7

İçindekilere dönmek için tıklayın

Yahya Kemal Gençer, 1971 yılında mezun olduğu Kabataş Erkek Lisesi ile bağlarını yitirmeyen Kabataşlılardan biri. Halen Bandırma Gübre Fabrikaları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Y. Kemal Gençer, koyu bir Beşiktaşlı. Aynı zamanda Beşiktaş Basketbol Şube Başkanı olan Y. Kemal Gençer ile birbirinden güzel kartal heykelcikleriyle dolu ofisinde bir araya geldik.
 

Ben hiç pes etmem

Manisa Soma'da 11 Mart 1954 tarihinde doğan Y. Kemal Gençer, Gönen'de başladığı ilkokula Ankara'da devam edip, Bandırma'da bitirir. Ortaokulun büyük bir kısmını Bandırma'da okuduktan sonra 3. sınıfın 2. döneminde İstanbul'a Kabataş Erkek Lisesi'ne gelmek ister fakat Kabataş'ın orta kısmının olmaması nedeniyle Haydarpaşa Lisesi'ne gelir. Haydarpaşa'da okurken hep Kabataş'a gideceğim der.


Neden Kabataş'a gelmeyi bu kadar istediniz?
Gönen'de birçok Kabataşlı büyüğümüz vardı, onların etkisi oldu. Haydarpaşa'ya ısınamadım. Belki de Kabataş aşkından. Haydarpaşa'da 3 ay yatılı okudum. Ama nasıl okuduğumu bir ben bir Allah bilir. Kabataş'a geldiğimde 5 yıldızlı bir otele gelmiş gibi oldum. Çok rahat ettim, hiç zorluk çekmedim.
Benim karakterimde biraz disiplin var. Çünkü 5-6 yaşına kadar Almanya'da yaşamıştım. Babam Almanya'dan mezun. Kendisi kimya mühendisi. Benim disipline karşı merakım var. Bu yüzden Kabataş bana iyi geldi. Tam aradığım ortamdı.


Dersler ve hocalarınızla aranız nasıldı?
Lise 1'de epeyce zayıf geldi. İlk karnede 5 tane zayıfım vardı. Şaşırdım o kadar zayıf gelince. Babam "Ne oluyor?" dedi.
Tarih benim çok sevdiğim bir dersti. Lise 1'de orta çağ ilk çağ tarihi okutuluyor. Notum 5 geldi. Hocamız Selahattin Sel. Çok meşhur bir hocamızdır. Sert bir hocaydı. Allah rahmet eylesin. Sınıfa girdiğinde sorardı: "Beni sordunuz mu başkalarına?" diye. İkinci karnemin ortalaması da beş gelecekti. O, son haftalarda sözlü yapardı. "Gönüllü var mı?" dedi hocamız. Yediremedim kendime. İlgili olduğum konulardı bunlar. Son hafta ben sözlü için el kaldırdım. Çok çalışmıştım. Benimle beraber 10 kişi daha kaldırdı. Ben soruları bildim. Birkaç kişi bilemeyince "Oturun hepinize sıfır." dedi. Arada ben de kaynadım. Yazılıdan beş almışım, sözlüden de sıfır alınca, iş tehlikeye girdi. Bir de sopayla vurdu ellerimize. Rüyamda Hammurabi'yi gördüm, kanunlarımı uygula diye.
Ben dayanamadım ikinci derse bir daha kalktım. 1 aldık bu sefer de. Her şey çıkmaza girdi. Geometriyi, cebiri bıraktım, tarih çalışmaya başladım. Son hafta notlar verilecek. Ben bir daha kalktım sözlüye. Gene herkes 0 aldı. Beni kenara çekti dedi ki; "Şimdi 1'in yanına sıfır koyuyorum 10 olacak, sıfırın önüne de 1 koyacağım o da 10 olacak. Bir 10'da benden. Şimdi dön arkadaşlarına söyle hoca çalışana 3 tane 10 veriyor de." Gülmek geldi içimden ama gülemedim. Döndüm önüme söyledim. Ortalamam 8 geldi.
Bir de Sadettin Toprak hoca vardı. O zamanlar Kabataş'ta çok adil hocalar vardı. İmtihandan hemen sonra okurdu kağıtları. Ve okuduktan sonra 3 kişiyi çağırırdı, biri de ben. İki kişi kontrol ederdi, ben not defterine yazardım.


Edebiyat Bölümü'ne geçişiniz nasıl gerçekleşti?
Bende diplomat olma aşkı vardı. Kıbrıs meselesi çözümlenememişti. Lise 1'i direkt geçtim. Her öğrenci gibi fen bölümüne yazıldık. Ama bir hafta sonra baktım fen bana göre değil. Oktay Hoca'nın methini de duymuştum.
Ben kaydımı Edebiyat bölümüne aldırdım.
Rahmetli Vahit Kutal ile Muzaffer Tatarağası Hanım vardı Almanca öğretmenimiz bizim. Onların odasına gittim kayıt işlemleri için. Vahit Bey çok sakin bir insandı. "Evladım niye edebiyat bölümüne geçiyorsun ki?" dedi. Ben çok atak bir gençtim. Diplomat olmak istediğimi ilettim. Muzaffer Hanım şaşırdı. Meğerse onun erkek kardeşi diplomatmış. O zaman kaydımı 2 Edebiyat B'ye aldılar. Babam duymadı bu yaptığımı. Altı ay sonra öğrendi. Benimle konuşmadı belli bir süre. O benim de kimya mühendisi olmamı istiyordu. Almanlar'da öyle bir adet vardır. İlk çocuk hep baba mesleğini seçer.
Oktay Bey'in ilk talebeleri biz olduk. Müthiş bir insandır. Kabataş'ın o zamanlarında diğer hocalara kıyasla çok genç bir hocaydı. Edebiyat derslerine yeni bir anlayış getirmişti. Şu sözünü hiç unutmam, mühendis olmama çok büyük etkisi vardır. "Sizler 3. bir bölüm olmadığı için edebiyat bölümüne gelmediniz. Edebiyatı daha çok sevdiğiniz için buradasınız."
 

Dersler dışında neler yapardınız? Hayat nasıldı Kabataş'ta?
Kabataş'ta yatılı hayatı çok zevkli geçiyordu. Bazı çarşambalar akşam 7'ye kadar izin alıyorduk. İstiklal Caddesine giderdik ekseriyetle. Atlantik'te sandviç yerdik. Sonra sinemaya giderdik. Ardında okula dönerdik.
O dönemlerde Kabataş çok aktif bir okuldu (68-71) Yayın odası vardı. Şimdi var mı hala bilmiyorum. Yayın odasının hocası; rahmetli Vahit Başar'dı. oraya imtihanla alınırdı öğrenciler. Diksiyon sınavıyla. Benim sosyal yanım kuvvetlidir. Girdim o sınavı kazandım.
Her sabah erkenden kalkardım. Sabah müzik yayını yapardık. Teneffüslerde açılırdı. Ben genelde Mehter Marşı çalardım ya da Zeybek. Kapıya ziyaretçi geldiği zaman yine yayın odasından anons edilirdi. Bizim yatakhanemiz 18 numaralı yatakhaneydi. Erken kalktığımız için bize ayrı olarak tahsis edilmişti.
 

Yatılılık nedeniyle hiç zorlandınız mı?
Yatılı hayatında hiç zorlanmadım. Bana keyifli geliyordu. Hafta sonları ailemin yanına giderdim. Ailem Tuzla'da oturuyordu. O zaman Tuzla uzaktı İstanbul'a. Vesait yoktu. Elektrikli trenle giderdim.
Pazartesi günleri bayrak töreninde, Kabataşlı öğrenciler bir faaliyette bir şey kazanmışsa anons edilirdi. Biz de tezahürat yapardık. Adnan Bey'in hoşuna giderdi. Bazen biz bunu biraz uzatırdık. İlk ders geciksin diye.
Lise son sınıfta münazara kolunun da başkanıydım. Güzel münazara yarışmaları olurdu. Yeşilay gençlik kollarının İstanbul'da düzenlediği liseler arası münazara yarışmaları olurdu. Ben hep bu konuşma adabı ve üslubunu o yarışmalarda kazandım.
 

Sporla aranız nasıldı?
Ben spora karşı zayıf bir insandım. Sporla pek ilgilenmiyordum. Bizim beden hocamız Bedri Bey vardı. Hem futbol hem güreş takımını organize ederdi. O zamanlar notlar da kolay alınmazdı. Bedri Hoca takım seçmelerini yapardı. Ben güreş sınavına girdim.
Ben Samsunlu Ahmet Başar diye bir arkadaşla eşleştim. Ahmet biraz çelimsizdi. Biz güreşmeye başladık. Ahmet bir el ense attı bana, küt diye düştüm. Meğerse Ahmet Samsun'da güreşçiymiş. Sonra O güreş takımına girdi okulun.
 

Lise sonrasında neler yaptınız, üniversite hayatınız nasıl başladı?
Ben okulu haziranda bitirdim. Her NATO üyesi ülkede Kuzey Atlantik Derneği var. Bu dernekte de Nato'da görev almış eski büyükelçiler başkan oluyor. Okulun ilan tahtasında bir ilan gördüm; kompozisyon yarışmasıyla alakalı. Kazanan 30 kişi çeşitli NATO ülkelerine gönderilecektir diye. O sene Oktay Bey'den de 10 almıştım kompozisyondan. Nadir 10 alanlardandım. Baktım yarışma bizim Almanca dersine denk geliyor. Almanca ile aram pek iyi değildi. Ders kaynasın diye girdim ben bu yarışmaya. Yarışma 500 kelime ile sınırlıydı. Bitirirken saydım. Hiç unutmuyorum 485 kelime vardı. Okulun bitmesine 10 gün kala bir zarf geldi Milli Eğitim Bakanlığı'ndan. Kazanmıştım.
Pasaport yaptırdım. Sonra Brüksel'e uçtum. Brüksel'de bizi büyükelçi kendisi karşıladı. Kabataş rozetimi takıyordum. Otobüse binerken büyükelçi bağırdı bana "Kabataşlı sen İstanbul'un neresindensin?" diye. 16 kişiydik. "Ben İstanbul'un hiçbir yerinden değilim, Kabataş'ın yatakhanesindenim ben. Yatılıyım." dedim.
Hep diplomat olmak istediğim için babam "Bak şimdi çat pat Almanca konuşuyorsun." dedi.
Brüksel'de Almanca kursuna da yazıldım 3 aylığına. "Orada Fransızca da öğrenebilirsin, Sorbonne geçersin." dedi. Tabiri caiz ise biraz ara gaz verdi.
Sonra şartlar öyle gerektirdi ve Berlin Teknik Üniversitesi'ne girdim. Babam çok sevindi. Ve dedi ki bana “sen bu okulu 7 senede bitirirsen öpüp başıma koyarım dedi.” Çünkü Almanya'da kimya tahsili çok zordu. Ben 7,5 senede yine Almanya' da Clausthal Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi'ni bitirdim. Yüksek lisans dahil. Geriye dönüp bakınca, zor olduğunu söyleyebilirim. İlk yıllar zorluk çekmedim ama orta sınıflar biraz zordu.
 

O kadar uzun seneler yabancı bir ülkede kalmak nasıl bir duygu? Okulun zorluğunun dışında.
Gene disiplinli yaklaşım ve Kabataş'tan aldıklarım sayesinde hiç zorluk çekmedim. Kabataş beni hayata çok iyi hazırladı. Tabii bu biraz da karakter yapısı ile alakalı. Benim kardeşim de Kabataş'ı bitirdi ama o Türkiye'de bir eğitimi tercih etti. Ailemiz buradaydı.
Kabataş'taki disiplin ve olayı takip etme olgusu çok önemlidir. Ben hiç pes etmem. Bu bana Kabataş'tan geldi. Rahmetli Vahit Başar'ın çok önemli bir sözü vardır: "Bakınız bu bakanlığın adı öğretim bakanlığı değil, eğitim bakanlığıdır." derdi.
Biz mezun olalı 30 küsur sene geçti bakanlığın adı hala Milli Eğitim Bakanlığı. Önemli olan eğitimdir. İlk önce eğitim, sonra öğretim. Eğitiminiz tam ise öğretimi bir yerlerden takip edebilirsiniz. Formasyonunuz önemli. Sonra pratiğinizi geliştirirsiniz. Eğitim konusunda Kabataş kuvvetli bir kaledir. Ben Berlin'e gittiğim sene 68-69 yıllarının birincileri de Berlin Teknik Üniversitesi’ndeydi.
 

Üniversiteden sonra neler yapıtınız?
1,5 sene Almanya'da bir mühendislik firmasında çalıştım. Yüksek lisans eğitimime yönelik bir işti. Böylece Almanya'da 9 sene kalmış oldum. Ondan sonra Türkiye'ye döndüm. Bir torba fabrikasında görev aldım. Almanlar ile beraber çalışıyordum. Sonra kendi mesleğime, gübre işine geçtim.
İlk önce proje mühendisi olarak çalıştım, sonra danışman oldum, ardından fabrika müdürü olarak görev aldım. 1995 yılından itibaren genel müdür oldum. Son iki senedir de yönetim kurulu başkanıyım.
 

Beşiktaş Kulübü'ndeki serüveniniz nasıl başladı?
Bizim zamanımızda Kabataş'ın büyük bir kısmı Beşiktaş'ı tutardı. Almanya'dan döndükten sonra Beşiktaş'a üye de oldum. Geçen seçimde yönetim kuruluna seçildim. Basketbol Şubesi'nin başkanıyım. Yönetim kurulu sözcüsüyüm. Bayanlar basketbol takımımız 20 sene sonra ilk defa şampiyon oldu. Erkeklerde de uzun yıllar sonra final oynadık.

Basketbol'da böyle bir görev alacağınızı düşünüyor muydunuz?
Yönetim Kurulu'na girerken, seçim öncesi bir pazarlık olmaz. Başkanımız Yıldırım Demirören bana basketbol şubesinin başına geçmemi, basketbolun daha farklı bir yapısı olduğunu belirtti. Bendeki anlayış ile daha başarılı olacağını düşündüğünü söyledi. Önceden basketbol ile fazla bir alakam yoktu. Fakat görevi kabul ettim. Basketbolun seyir zevki futboldan çok daha farklı, değişik. Hocalarımız olsun sporcularımız olsun ulusal kaynaklara yöneliyoruz. Bu sene daha iddialıyız. İstanbul'daki hemen hemen bütün maçları takip ediyorum.
 

Kabataş Erkek Lisesi'ne çok büyük katkılarınız olduğunu biliyoruz. Kültür binasının yeniden yapılanmasında çok büyük destekleriniz olduğunu biliyoruz. Nasıl gelişti bu olaylar?
Evvelki sene pilav gününde Talip Ağabey'imiz binanın restore edilmesi gerektiğini söyledi. Fazla bir matrah tutmayacağını belirtti. Ben bunu üstlenebileceğimi ilettim. Ardından bu görevi Oğuz Çarmıklı ile beraber üzerimize aldık. Tabii tarihi eser olduğu için biraz vakit aldı. Ve güzel bir projeye imza atıldı. Hayırlısıyla güzel sonuçlanacak. Biz o binada saz geceleri düzenlerdik.
 

Siz herhangi bir enstrüman çalar mısınız?
Benim resim, müzik ve beden dersleriyle pek aram yoktu. Daha çok edebiyatla ilgilenirdim.
 

Adınız Yahya Kemal Beyatlı’dan mı geliyor?
Dedemin adı Yahya imiş. Babamların tarafı da Balkanlar’dan geliyor. Kemal ismi de o nedenle koyulmuş.

İçindekilere dönmek için tıklayın