Derneğimiz              
 
 

KABATAŞ DERGİSİ - SAYI 6

İçindekilere dönmek için tıklayın

 

Eğitimde süreklilik çok önemli

Tarihi boyunca Türk eğitim sistemi içinde önemli yer tutan ve çok değerli eğitim kadrolarına sahip olan Kabataş Erkek Lisesi'nin bu başarısının ardında kuşkusuz çok değerli müdürlerce yönetilmesinin payı büyüktür. Bugün okulumuz yeni bir müdürle yoluna devam ediyor. Başarılı, genç, dinamik ve taşıdığı görevin sorumluluklarını bilen yeni müdürümüz

Recep Memiş ile Kabataş Erkek Lisesi'nin öncü ve ilerici çizgisinin sürdürülerek daha iyi noktalara taşınacağına hiç kuşku yok .

Bugüne kadar çok değerli müdürlerce yönetilen okulumuzda son müdürümüz Korel Haksun'un emekliliğiyle boşalan yere yeni bir atama gerçekleştirildi. Kabataş Erkek Lisesi 02.02.2005 tarihinden itibaren yeni bir müdüre sahip; Recep Memiş. Hiç kuşkusuz Kabataş Erkek Lisesi gibi bir okulda, bu büyük camianın doğduğu yerde müdürlük yapmak büyük bir onur olmasının yanında çok da büyük sorumluluk gerektiriyor. Çok değerli bir eğitimci ve yönetici olduğuna inandığımız yeni müdürümüz Recep Memiş'i sizlere daha yakından tanıtmak amacıyla kariyer gelişimi, eğitim felsefesi, yöneticilik anlayışından, Kabataş Erkek Lisesi'nde gerçekleştirmeyi düşündüklerine kadar birçok alanda görüşlerini aldık.

Recep Memiş kimdir?

1963 yılında Giresun'un Espiye İlçesi'nde doğdum. İlkokulu burada, ortaokulu İzmir Fatih Koleji'nde bitirdim. Lise öğrenimimi de İstanbul Plevne Lisesi'nde tamamladım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ardından da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olarak öğretmenliğe başladım.

Hukuk okuduktan sonra neden bir de tarih okudunuz?

Benim idealimde hukuk ve tarih vardı. Her ikisini gerçekleştirmek istedim ama tarihçilik kısmı gerçekleşti. Eğitim yönü ağır bastı ve o tarihten bu tarihe öğretmenlik hayatımıza devam ediyoruz.

İlk görev yeriniz neresiydi?

İlk görev yerim Bingöl Karlıova Lisesi, yıl 1988. Karlıova Lisesi'nde göreve başladıktan kısa bir müddet sonra müdür vekili olarak görevlendirildim. Oranın müdür vekilliğini iki yıl yürüttüm. Bingöl'de üç yılımı doldurduktan sonra İstanbul'a atamam yapıldı. İstanbul'da sırasıyla Bayrampaşa İlköğretim Okulu Müdür Yardımcılığı, Sabit Büyükbayrak Lisesi Müdür Yardımcılığı, Hacı İlbey İlköğretim Okulu Müdürlüğü, Nişantaşı Kız Lisesi Müdürlüğü, Yeni Levent Lisesi Müdürlüğü yaptım. Yeni Levent Lisesi Müdürü iken 02.02.2005 tarihinde Kabataş Erkek Lisesi'ne atandım.

Çok kısa bir süre aktif öğretmenlik yapmışsınız sonrasında hep yönetici olarak görev almışsınız. Bunun kaynağı nedir sizce?

Belki kişisel özelliklerimiz o zamanki amirlerimiz tarafından görülmüş olabilir. Benim yöneticiliğe yatkınlığımı görmüş olabilirler sanıyorum. Ama dediğiniz gibi ben 1.5 yıl öğretmenlik yaptım. Fiilen öğretmenlik ha-yatım, sınıflara dolu dolu girişim 1.5 yıl. Onun dışında tamamen idareci olarak görev yaptım. Tabii idarecilikteki başarımı biraz da hukuk eğitimine bağlıyorum. Almış olduğum hukuk eğitimi bana idari yönden çok büyük fırsat ve bilgi birikimi sağladı. Bir de bakanlığımızın çıkarmış olduğu yönetmelikleri çok çabuk yorumlama, onlara katkıda bulunma, çok çabuk vakıf olma gibi özellikler kazandırdı. Sanıyorum bu yönüyle de başarılı olduğumu düşünüyorum.

Öğretmenliği tercihinizde etkili olan herhangi biri veya bir olay var mıydı?

Tarih hocalarımdan önemli derecede etkilendiğimi söyleyebilirim. Bir de tabii Türk tarihi, dünya tarihi üzerinde bugün henüz yazımı bitmemiş bir tarih ve çok detaylı. İçine girdiğiniz zaman kendinizi alamıyorsunuz. Bilim alanlarının çekici alanlarından biridir tarih. Sevmemin etkisi de var.

Öğretmenlik zor muydu? Başlangıçta neler hissettiniz?

Evet öğretmenlik sıralarda oturduğunuzda göremeyeceğiniz kadar zor. Çok meşakkatli bir iş. Sabır, özveri ve çok büyük sevgi isteyen bir meslek. Öğrenci kendisi sırada otururken bunu fark edemiyor. Daha sonra mesleğin içine girdiğinde bu işin çok zor olduğunu, çok özveri ile çalışılması gerektiğini ve karşılığının da sadece sevgi olduğunu bilmesi lazım. Maddi yönünü düşünen insanların kesinlikle öğretmenliğe başlamamasını tavsiye ederim.

Hiç ben neden öğretmen oldum dediniz mi? Hukuğa devam etseydim keşke dediğiniz anlar oldu mu?

Bazen olmuştur. Onun etkisi de sanırım Bingöl'deyken olmuştu. Orada koşullar oldukça zordu. Bir de terör vardı bizim dönemimizde. Okullar imkansızlıklar içindeydi.

1988-1991 yılları arası terörün oldukça tırmandığı yıllardı ve öğretmenler de hedefti o yıllarda. O zorlukları gördüğümüz zaman belki düşünmüş olabiliriz ama tamamen hiçbir zaman kopmayı düşünmedim. Şimdi de iyi ki kopmamışım diyorum.

Neydi sizi bu meslekte tutan?

Öğrencilerin sevgisi bizi bu günlere getirdi. Orada yaptığımız işlerle gurur duyuyoruz. Orada çok iyi öğrenciler yetiştirdik ve çok iyi üniversitelere gönderdik. Bingöl'de o okulun tarihinde ilkleri gerçekleştirdik beraber atandığımız arkadaşlarımızla. Bizden önceki dönemde sadece kontenjandan okul birincisi üniversiteye girerken bizim dönemimizde kontenjanın dışında çok sayıda öğrenci bizlerin hafta sonunda onları çalıştırmasıyla yüksek öğretim programlarına girdiler. Bunların içinde Ortadoğu Üniversitesi dahi vardı. O da bize büyük mutluluk verdi tabii.

Sonuçta eğitimde en önemli kişiler öğretmenler. Öğrencinin kapasitesini bir şekilde ortaya çıkaran, yönlendiren sizlersiniz. Bu yüzden okulun nerede olduğu veya insanların nerede okuduğundan çok öğretmenlerin çocuklara verdiği önemli.

Tabii öğretmen bir kere çok iyi donanımlı olacak. Kendisini yenileyecek. Ben fakülteden mezun oldum, bu işi biliyorum, diplomam elimde gibi düşüncelere kapılmayacak. Her zaman kendisini yenilemesi gereken meslek grupları içinde öğretmenler baştadır. Tıpkı doktorlar gibi. Eğer öğretmen kendisini yenileyemiyorsa kesinlikle bir müddet sonra yetiştirdiği öğrencilerle bilgi akışında kopukluk meydana gelir. O açıdan öğretmenlerimizin kendilerini mutlaka yenilemeleri lazım. Çağımızda zaten öğretmenlik anlayışı, sınıfta bilgi aktarmak değil sadece. Öğrencilere rehberlik etme ve bilgi kaynaklarına nasıl, ne şekilde ulaşabileceklerini gösterme şeklinde gelişiyor. Öğretmenlerimizin de onu çok iyi görmesi gerekiyor.

Türkiye'de eğitim kalitesini nasıl buluyorsunuz? Hızla dershaneler açılmaya başlandı, okuldaki eğitim ikinci plana itilmeye başlandı ve neredeyse tüm öğrenciler dershanelere yönlendirildi. Okullardaki eğitim yetersiz mi? Bu dershanelere ihtiyaç var mı?

Geçmiş yıllarda öğretmen açığı yüksekti, bazı dersler boş geçiyordu. Bu açığı o yıllarda dershaneler kapattı. Ama daha sonradan işin şekli değişti. Bunlar ticari kuruluşlar haline geldi. Ve günümüzde de artık çok sayıda insanı içinde barındıran bir sektör oluştu. Artık bu sektör Türkiye'nin gerçekleri içerisinde yer aldı. Dolayısıyla okuldaki eğitimi 2. plana itmekten ziyade burası okullara atanmayan, dışarıda kalan öğretmenler için de bir iş sahası oldu. Bu yönüyle de bakarsanız bir takım sosyoekonomik yarayı da kapatmış oluyor. Ama okullardaki eğitim açığını dershane kapatıyor dersek bu yanlış olur. Dershaneler oradaki açığı kapatamaz. Çünkü öğrenci okuldan temel bilgileri alamadıysa dershanenin yapacağı hiçbir şey yok. Dershaneler genel olarak test çözmeyi, geçmiş dönemlerde çıkan soruları ve soru tiplerini daha hızlı çözebilme yollarını öğrencilere öğretiyor.

Okullarımızdaki eğitim sistemimizi AB standartlarına çekmemiz gerekiyor. Bunun için de herkesin özveriyle çalışması lazım.

Bu nasıl gerçekleştirilebilir sizce?

Bütçe meselesi. Esasında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi son yıllarda çok artırıldı ama bu tabii Türkiye'deki öğrenci sayısına baktığınız zaman yetersiz gibi gözüküyor. Çünkü yirmi milyona yakın genç nüfusumuzu şu anda eğitiyoruz. Bu çok da kolay bir olay değil. Esasında Cumhuriyet kuruldu kurulalı en çok başarı gösterdiği alan eğitimdir. Eğitim-öğretimdir. Çünkü o zamanki okul-öğrenci sayısı belli, şu andaki okul-öğrenci sayımız belli, yapıları belli ve vardığımız yer belli. O açıdan belki dünya devletleri içerisinde bu kadar aksaklığa rağmen bu kadar insanı eğitebilen ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Dediğiniz doğru fakat asıl önemli olan eğitimin niteliği değil mi?

Tabii bizim asıl üzerinde durduğumuz da nitelik yönü. Belki diğer kısımları tamamladık ama bunun geliştirilmesi gerekiyor. Bunun başında fiziki yapıların iyileştirilmesi lazım. İkincisi; yapılanmamızı değiştirmememiz gerekiyor. Mesleki teknik eğitimler eğitimimizin ana omurgasını oluşturmalı. Genel eğitim ya da akademik eğitim dediğimiz eğitim de daha üst düzeyde yapılmalı. Bu yönde bakanlığımızın çalışmaları var.

Kabataş Erkek Lisesi'ne gelmeden önce okulumuz hakkındaki düşünceleriniz nelerdi?

Kabataş köklü bir okul. Osmanlı Devleti döneminde kurulmuş, cumhuriyete intikal etmiş ve cumhuriyete çok sayıda saygın insan yetiştirmiş, her yönüyle; siyasetçisiyle, iş adamıyla, bürokratıyla çok önemli kişiler yetiştirmiş saygın bir eğitim kurumu. Daha sonra şekil değiştirmiş Anadolu lisesi statüsü kazanmış. Bu statüde de Türkiye'nin 1. sırası ile 3. sırası arasında yer alan çok zeki öğrencileri alıyor. Biz Kabataş'ı dışarıdan gözlemlediğimizde bunları görüyorduk. Bu aynı zaman gerçek de. Netice itibariyle ÖSS sonuçlarına baktığımız zaman Kabataş ya ilk 7, ya da ilk 8 içerisinde yer alan bir eğitim kurumu. Türkiye'nin bugünkü eğitim kurumlarının sayısına baktığınız zaman çok önemli yerde. Biz bugün Kabataş'ın yönetimine geldik ise yapmamız gereken Kabataş'ı bulunduğu yerden daha da yukarıya çıkarmaktır. Hedefimiz bu. Bunu yaparken de kendi eğitim öğretim sistemimizi gözden geçiriyoruz. Vakfımız ve derneğimiz ile öğrencilerimizin eğitim ve öğretimine daha fazla katkıda bulunmanın arayışı içindeyiz. Bu sene yapı içinde çok önemli değişiklikler yapacağız, buna inanıyorum.

Çok değişiklik yapacağız dediniz. Tespit ettiğiniz aksaklıklar mı var? Yapmak istediğiniz değişiklikler neler?

Aksaklık değil, eksiklik var. Biraz klasik moddan çıkmak istiyoruz. Şu anda yapımız klasik. Alışılagelmiş bir yapı içerisinde eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Bunu çağın gerektirdiği şekle dönüştürmek istiyoruz. Şimdi biz bütün sınıflarımızı tekno sınıf haline dönüştürmek istiyoruz. Yani her sınıfımıza bilgisayar kurmayı, her sınıfımıza bilgisayar ağı üzerinden bir projeksiyon kurmayı ve ders sunumlarını görsel olarak yapmayı düşünüyoruz. Sınıfımızda ders işlenirken örneğin internet yoluyla o dersin konusu İngiltere ya da Amerika'da geçi-yorsa internete girip oradaki bilgileri öğrencinin önüne görsel olarak götürmek istiyoruz. Alınmış olan ders CD'lerini veya bu konudaki TÜBİTAK'ın veya başka bilimsel kuruluşların yapmış olduğu çalışmaları bu şekilde bilgisayar ortamına yükleyip öğrencinin önüne görsel olarak sunmak istiyoruz. Diğer taraftan laboratuarlarda her türlü deney yapılamıyor. Mümkün de değil bu. Belki laboratuarlarda çok basit deneyler yapıyorsunuz. Ama deneylerin yapıldığı bilimsel CD'ler var, o CD'yi bilgisayar ortamında öğrencinin önüne projeksiyon makinesiyle verdiğiniz zaman deneyi görüyor, yapılış şeklini görüyor ve bu da kalıcı oluyor. Çünkü eğitimde görsel eğitim en önemli unsur. Kalıcı olmasını sağlayan unsur. Bunu sözlü iletişimle birleştirdiğiniz zaman öğrencinin başarısına çok önemli katkılarda bulunacaksınız. Şu anda ilk projemiz bu, bütün sınıfları tekno sınıf haline getirmek.

Bunun için imkanınız var mı?

Bunun için doğrusu imkanımız var. Çünkü Kabataş'ın arkasında güçlü bir aile desteği var. Kabataş ailesi desteği var. Biz inanıyoruz ki çok kısa sürede bu projelerimizi gerçekleştireceğiz.

Öğrenci yapısı nasıl Kabataş'ta gözlemlediğiniz kadarıyla?

Kabataş'ın tüm öğrencileri seçme olduğu için öğrenci profili oldukça başarılı ve oldukça uyumlu.

Geçmiş yıllarda spor alanında da büyük başarılar elde etmişti Kabataş. Bu alanda yapmayı düşündükleriniz neler?

Anadolu liseleri programları uygulandıktan sonra genel olarak Anadolu liselerinde spor faaliyetlerinin durduğunu görüyoruz. Bu da çok önemli bir eksiklik. Çünkü bizim velilerimiz; ÖSS mantığından hareketle çocuklarının hep ÖSS'ye çalışmasını, üniversite sınavında başarılı olmasını, çok yüksek puanlar almasını ve kendi istedikleri bölümlere girmesini istiyor. Bunun dışında çocuğunun dünya ile ilişkisini kesmesini istiyor. Bu çok yanlış bir mantık. Çünkü benim de inandığım diğer büyüklerimizin de zaman zaman söylediği gibi esasında sporla uğraşan öğrenciler hem sporu hem de dersleri başarı ile götürebilir, daha da başarılı olabilir. Bunun çok örnekleri var. Kabataş mezunu birçok örnekler var. Bugün profesörlük yapan geçmişte milli takımın oyunculuğunu yapan ağabeyleri var örnek olarak. Spor, öğrencinin başarısına engel değil, bence başarısını arttıran özelliklerden bir tanesi. Buna öncelikle velilerimizi inandırmamız gerekiyor.

Kabataş'ın ÖSS'deki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kabataş'ın ilk girişi % 82 civarında. Ama o giremeyen %18'lik kısım ya çok yüksek yer tercih ediyor ya da beklentisini karşılamadığı için kayıt yaptırmıyor. Daha sonraki sene de rötarlı olarak üniversiteye girmiş oluyor. Bu nedenle rehberlik servisinin çok iyi çalışması gerekiyor. Öğrencilerin bize göre ilk girişte hiç birisinin dışarıda kalmaması lazım. Çünkü Kabataş 'ın hakikaten eğitim düzeyi yüksek. Netice itibariyle konumu belli Kabataş Erkek Lisesi'nin. Türkiye'de orta öğretim kurumlarını sayınız dediğiniz zaman Kabataş, Galatasaray, İstanbul Lisesi diye başlanıyor. Herkes böyle başlıyor söze. Bunda da doğruluk ve gerçeklik payı var. Ama biz daha iyi olmasını istiyoruz. Eğitimde süreklilik çok önemli. Eğer ona ara verirseniz başarı elde edemezsiniz. Cumhuriyet'in kurucusu büyük Atatürk'ün inkılapçılık fikri esasla sürekli gelişim fikrinin bir karşılığı. Yoksa inkılap yapıldı bitmedi, inkılap devam ediyor. Ama hangi manada devam ediyor, sürekli gelişim manasında devam ediyor. Eğer Atatürk'ün gelişim fikrini bu şekilde algılarsak bizim sürekli içinde bulunduğumuz ülkemizi, herkes içinde bulunduğu kurumunu sürekli geliştirmek zorunda. Eğer bunu sürekli hale getirirsek ulus olarak ya da biz Kabataş Erkek Lisesi olarak başaramayacağımız hiçbir şey olamaz. Ve Kabataş'ın bugünkü konumunu çok daha yukarılara taşıyabiliriz.

Şu an Kabataş'ta mevcut eğitim kadrosunu yeterli buluyor musunuz?

Takviye gerekiyor eğitim kadrosuna. Bir de üniversite kürsülerinden hocalarla irtibat kurup bunları Kabataş'ta eğitim konusuyla ilişkili hale getirmeyi istiyoruz. O hocaları okula çekip okuldaki öğretmenlerimizle birlikte eğitim-öğretim konusunda, danışmanlık konusunda yardımlarını isteyeceğiz ve üniversite ile orta öğretim kurumu arsında böyle bir eğitim bağı kurmayı planlıyoruz. En azından Kabataş mezunu olan akademik personelle ilişki kurup okulla böyle bir bağ kurmayı düşünüyoruz. Eğer bunu başarırsak Kabataş'ı çok daha etkin çok daha başarılı hale getireceğimizi düşünüyorum.

İçindekilere dönmek için tıklayın