Derneğimiz              
 
 

KABATAŞ DERGİSİ - SAYI 3

İçindekilere dönmek için tıklayın

 

 

Bir Badak Çay Keyfi

Çay İlk kez biraz keyif, biraz da tıbbi nedenlerle içilmiş, çay içerek zihni uyanık tutmak, bin bir derde deva Özelliklerinden yararlanmak hep söz konusu edile gelmiş, işin güzel ve şaşırtıcı yanı ise, çayın sıcak bir içecek olmanın ötesine geçmesiyle başlı yor. Önce Çinliler, daha sonra Japonlar, kendi dini ritüellerine ve eskiden beri törensel olan yemek adabına uygun düşen bir cay içme töresini geliştirmişler.

Avrupa'da 17. yüzyıldan beri bir keyif maddesi olarak bilinen çay, 19.yüzyılda tüm Kuzey Denizi civarında, bir halk içeceği haline gelmiştir. Çay Çin'de, içecek sayılmadan önce uzun zaman ilaç olarak kullanıldı. Çin'de ilaç dışında içecek olarak kullanılmaya başlandığı ilk dönemler 4. ve 5. yüzyıl olmuştur.

Çay, birçok diğer şey gibi Çin'den Japonya'ya taşınmış ama Japonlar çay tarihini daha iyi belgelemiş, törenselliği derinleştirmiş ve onu da törensel yemek kültürlerine uygun olarak ken­dilerine has bir çay içme töresi haline getirmişlerdir.

Taoculuk, Budizm ve Zen'in felsefi, dini dünya anlayışıyla sıkı bir ilişki içinde olan Japon çay töresinin başka bir eşi yoktur. Haz almaya değil, iç dünyaya ilişkin bir ritüel olan Japon çay töresinde, Katolik ayinlerinde İsa'nın kanını simgeleyen şaraptan daha önemli bir yeri vardır. Çayla l7.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler. Çayın ilk başlarda pahalı olması, yaygın bir İçecek olmasını engelledi. Bugün İngiltere de çat kapı gelen birine konukseverliğin işareti olarak bir fincan çay sunulur. İkindi vakti olan "Beş Çayı" olarak adlandırılıp. Dünyaya da armağan edilen küçük çay daveti, dostların bir araya gelmesi için düşünülmüş olup, Kral Edward döneminden beri devam etmekte. Bu arada İngiltere Kraliçesi'nin çayının suyunu bütün gezilerinde yanında taşıdığını biliyor muydunuz? 5000 yıllık tarihe sahip çay Türklerin yaşamına geç girmiştir Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, ken­dimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz göz ardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir. Türk çay kültüründe olmayan; Amerikan icadı poşet çay, çay topları ve ağları, fazla aramalı çaylar, çaya çok süt ve limon koymak, çayı metal demlikte demlemek gün geçtikçe yaygınlaşmakta. Türkler, Anadolu'ya gelmeden Önce de çayı bilmelerine karşın; çayın Türkiye'ye gelmesi ancak birkaç yüz yıl önceye dayanmakta. Cay içiminin Anadolu'da yaygınlaşması 19, yüzyıldan itibaren olmuş. Türklerde çayın yaygınlaşmasına ilişkin şöyle bir hikaye anlatılır: Hoca Ahmet Yesevi bir gün Hatay sınırında Türkistan karyelerinden birine misafir olur O gün hava çok sıcak olduğu için çok yorulmuştur. Evine misafir olduğu Türkmen'in komşusunun zevcesi doğum yapmak üzeredir. Türkmen, Hoca Ahmet Yesevi'den dua İster, Ahmet Yesevi de dua eder. Allah'ın İzniyle Türkmen'in isteği hemen olur. Türkmen bu duruma çok memnun olur. O yörenin önemli bir ikramı olan çay kaynatıp getirir. Hoca Ahmet Yesevi çayı sıcak sıcak içince terler ve yorgunluğu gider. Sonra, "Bu şifalı bir şey imiş, hastalarınıza bundan içirin ki şifa bulsunlar. Allah kıyamete kadar buna revaç versin" diye dua eder. işte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlanmıştır, Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış, onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamakta.

İçindekilere dönmek için tıklayın